Kar Yağmasını Bekleyen Çocuk

www.bengigencer.com
Bilim Çocuk Ekim sayısının kapak illüstrasyonunu yaparken heyecandan miğdememde kelebekler uçuştu durdu! Bir Mıknatıs Çocuk kahramanı hazırladım. Süper mıknatıs güçleri sayesinde kocaman bir mınatısı uçarken rahatlıkla taşıdı :) Mıknatıs Çocuk olur da Mıknatıs Kız olmaz mı? Bilim Çocuk okurları mıknatıs hakkında daha fazla bilgi edinsinler diye, derginin bu sayısında Mıknatıs Çocuk ve Mıknatıs Kızımız dizi dizi sorular soruyorlar :)
Bu da Doğa ve Sanat başlıklı yazı için hazırladığım Kuş heykeli :) Evet, bu çirkinlik abidesi bir heykel! Çocuklar doğa yürüyüşleri sırasında topladıkları malzemelerle heykeller tasarlayacaklar. Ben de onlar için bir örnek tasarladim ;)
at
00:47
4
comments
İllüstrasyonuma dikkatlice bakarsanız, sorunu hemen görebilirsiniz. İki elim de bandajlı! Aslında bunlar bugün değil dün gece oldular. Sağ elim o sırada ısısını 180 dereceye getirmesine çok az kalmış fırınımızın tavanına değdi. Onun üzerine buz koymaya uğraşırken sağ elimin kanadığını gördüm. Kesilmiş. Ne bu minik kesiğin kanaması durdu ne de yanığımın acısı dindi. İki elimi de bol bepantenleyip sardık. 
Bir illüstratör için hiç de hoş bir durum değildi. Ben de sabah sargıları attım. Güne kısmen açık durumdaki yaralarımla devam ediyorum. Allah daha büyük acı vermesin öyle değil mi?!! Ama işte, insanın bir yeri azıcık yanmaya görsün.. Canının kıymetini anlıyor. Şimdi bana nazar mı değdi, bunlar birer gösterge miydi, yoksa sadece sakarlık mı derseniz..
at
22:42
21
comments
Birkaç kez tayt ve etek giymiş kız çizimi yaptım eskiz defterimde. Ama hiç tayt ve etek giymedim. Neden neden? Mevsimi geçmeden, giyile;
at
23:33
4
comments
Saçlarınız ince telliyse şekle girmez, hacim kazanmaz, toplasan mısır püskülününden farkı olmaz. Veya olur. Benim olmuyor da o bakımdan. Zaten gecenin bu saati çalışmam gerek. Nelerle uğraşıyorum.. İnsan tüm gün illustrasyon yapar, arada bir eskiz defterine karalar, gece olunca "ben resim yapmak istiyorum" der mi? Der. Çünkü aynı şeyler değildirler;
at
23:01
5
comments
Sevgili Selen, benden Oyalama Kağıdı'nda yayınlanacak olan "Minikler için doğru beslenme alışkanlıkları" başlıklı yazısı için bir illüstrasyon yapmamı istedi. Konu miniklerin beslenme alışkanlıkları olacak da ben çizmeyeceğim, mümkün mü! sevgili Selen'e de söylediğim gibi benim zaafım bu sanırım. Konu çocuklar olunca hemencecik çizmek, ortaya çıkartmak istiyorum! ;) Tüm annelere bu yazıyı okumalarını öneriyorum! ;)
at
10:28
5
comments
Sevgili Devletşah Mutluluğun Resmini Yapmak oyununa beni ve sevgili Acemi Aşçı'yı davet etmiş. Her ikisi sayfalarında mutluluğun resmini içtenlikle ve çok güzel göstermişler! Benim için mutsuzluğun resmini çizmek çok kolay ama mutluluğun resmini çizmek elbette çok zor. Mutluluğun türlü türlü hali olsa gerek, değil resmetmek anlatmak da çok zordur.
Kemirmek için iyice kızarmış, sulu, tatlı, iri bir şeftali bulmuş bir meyve kurdu mutludur. Mutluluğunu paylaşacak kimsesi yoktur. Ömrü kısadır. Ama mutludur. Bu da mutluluğun hallerinden biridir diye düşündüm. O zaman bu da mutluluğun, çizerin yoğun iş planı arasında, bitkin haliyle çabucak çizdiği bir resmidir;
Ben de sanıyorum dünyanın en şenşakrak ve pozitif enerji dolu çizeri olan sevgili Pino'yu Mutluluğun Resmini Yapmak oyununa çağırıyorum! ;)
at
17:44
8
comments
Sevgili Beyhan gelmiş, bilgisayarımın başına dikilmiş, "Sen nasıl çiziyorsun bir bakayım" demiş. Ben de çizmeye başlamışım ne çizeceğimi düşünmeden. Sonuç olarak ortaya bu çıkmış;
at
15:15
3
comments
Ankara'da gündüzleri aşırı sıcak var. Ama şanslıyız ki geceleri serin esiyor. Dün gece rüzgar pencereden içeri doğru eserken bunu çizmiştim;
at
10:41
6
comments
Ben bir balığım. Herkes bir balıktır. Herkesin içinde bir balık olmalıdır. Balığım, balıksın, balıklar;
at
11:40
5
comments